Skip to content

Bir Mevlana’nın felsefesi: “Üzülme! Bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı içindir, ya da olmaması gerektiği içindir”

September 24, 2011

Üzülme der Mevlana; “bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı içindir, ya da olmaması gerektiği içindir…”

Sorgulanması ve idrak edilmesi gereken husus, üzülmenin boyutları mıdır, yoksa üzülmenin nazarı mıdır… Mevlana bu sözü söylerken, neye istinaden söylemiştir?

Öncelikle belirtilmesi gereken husus şudur ki: insan sevgiyle yoğrulmuş, sevgiyle büyüyen, sevgi isteyen, sevgi endeksli bir varlıktır. Yaradan sevgisi besleyen her insan, içinde derin bir insan sevgisi besler.

Mevlana’nın bu felsefesini insanların dillerinde, facebook duvarlarında, veya sosyal platformlarında pek bir görür oldum. Bu söz gündelik ve dünyadaki bir çok husus üzerine vurgulanıyorsa, doğrudur, sonuna kadar katılıyorum. Bir ev alacaksındır, fiyatı uygundur, tam alacakken, bir de bakmışsındır ki ev az önce başka birisine satılmıştır. Ve insan üzülür o an evet. İşte tam bu noktada Mevlana kulaklarımıza “Üzülme! Bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı içindir, ya da olmaması gerektiği içindir” sözünü fısıldar. Biz insanlar gündelik ve dünyamızda derin etkisi olmayacak hususlarda üzülmemeli ve ya daha iyisi olacağı için ya da olmaması gerektiği için olmadığı düşüncesiyle kendimizi teselli etmeliyiz ve kısa bir üzüntüyle hatta sıfır üzüntüyle hayata kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Ancak söz konusu aşk teması ise, üzülmeye değer, insanların gönül dünyasına dair hususlarda sıkıştıklarında bu felsefeyi dillendirmelerini doğru bulmuyorum. Zira aynı Mevlana, hocası, dostu, yoldaşı, arkadaşı, kendisine yüksek dozda sevgi beslediği Tebrizli Şems’in aniden ortadan kaybolmasıyla birlikte üzüntüden dünyasını karartmıştır. Hamdım, piştim, yandım elhamdülillah demiştir… Çok ama çok üzülmüştür, ta ki Tebrizli Şems’i tekrar görene dek. Demek ki, söz konusu sevgi olunca, söz konusu sevginin derin yansımaları olunca “Üzülme! Bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı içindir ya da olmaması gerektiği içindir” demek yeterli veya doğru olmuyormuş ki aynı Mevlana Tebrizli Şems’i gelene dek üzüntüden kendini bir türlü alamamıştır.

Mevlana, bildiğiniz üzere “Aşk” temasıyla kavrulan ve dünyaya “Aşk” ile seslenen, eseriyle tarihe altın harflerle geçmiş büyük bir şahsiyettir. Tarih Mevlana’nın aşkı anlatışını yazar, tarih Mevlana’nın aşkını işler, bilenler Mevlana’nın aşk anlayışına hayran olur, edebiyat dünyası Mevlana’nın aşk dünyasının boyutlarını inceler…

Söz konusu “aşk” ve “sevgi” olduğunda bu sözün muhteviyatına katılmıyorum, büyük sevgi besleyen bir kalbin sevgilisini kaybetmesi veya kaybetme riskine istinaden üzülmemesi kaçınılmazdır. Hassas gönüller bunu gerektirir kanaatindeyim.

İnsan üzülmemeli diye bir şey yok; insan üzüldüğünde üzüntüsünün kıymetini bilmeli, keyfini çıkarmalı; güldüğünde şükretmeli ve yine keyfini çıkarmalı.. Hayat üzüntüleriyle, sevinçleriyle, iniş ve çıkışlarıyla bir bütün. Hep sevinç beklemek egoistlik olur, hakkı geçer çokça üzülenlerin… Üzüldüğünde de üzülmenin keyfini çıkarmayı bilmeli sadece… Yine Mevlana gibi, üzüldüğünde “Hamdım, piştim, yandım elhamdülillah” demeli veya diyebilecek nazarla hareket etmeliyiz belki de bir başka deyişle…

About these ads

From → Uncategorized

2 Comments
  1. mutlucicek permalink

    panpa, takdirimi kazandın… sana bir şuku benden…

    • sağol kardeşim.. sen de benim takdirimi kazandın :)
      Şuku’yu ankara’da söylersin artık ;)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

%d bloggers like this: